Google
 
click to comment

ULAŞABİLECEĞİNİZ ADRESLER

Mail: polatoglu42@gmail.com
Msn: polatoglu42@hotmail.com

10 Şubat 2008 Pazar

ANA OKULUNDAKİ ÇOCUKLARA YAPILMIŞ BİR TEST !

Sorulan soru şu:

"Resimde gösterilen otobüs hangi yöne doğru hareket ediyor? Cevaba Bakma kendini kandırma :))





Resmi iyice incele ve cevap vermeye çalış.
(cevabın "sağ" ya da "sol" olabilir).

Cevabını vermeden önce iyice düşün.



Hala bir fikir üretemedin mi? İyice düşün.


Peki, o zaman ben söyleyeceğim! Anaokulundaki tüm çocukların cevabı "SOL" olmuştu. "Neden sol" diye sorulduğunda, ocukların cevabı şu olmuş: "ÇÜNKÜ OTOBÜSÜN KAPILARI GÖRÜNMÜYOR"!
Şimdi kendini nasıl hissediyorsun:D

CEP TELEFON NUMARASINI GİR NEREDE OLDUĞUNU BUL

Bu siteden; nerede olduğunu öğrenmek istediğiniz kişinin; cep telefonu numarasını yazıyorsunuz. Size cep telefonun yerini haritadan bildiriyor.

HASAN POLATOĞLU

1 Şubat 2008 Cuma

ASIL EKSİKLİK


Asıl eksiklik,
eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik,
çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı
çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik.
Önce yalnızdık
Pişman gibiydik.
Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren,
kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik:
Bir yerde bir eksik var.
Korktuk.
"Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize.
Cevabı yapıştırdık: "Demek ki sahip olmadığımız bir
şeyler var.
O yüzden eksiklik hissediyoruz."
Peki, neye sahip olmamız gerekiyordu? Çocukken ''yaşımız küçük" diye düşündük.
Her istediğimizi yapamıyoruz.
Kurallar, yasaklar var.
Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe bir şey değişmedi.
Yine huzursuzduk.
İçimizden bir ses aynı
sözcükleri fısıldıyordu:
"Bir eksik var."
Kafamız karıştı.
Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?
Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi:
Okulu bitirince geçecek.
İşe girince geçecek. Para kazanınca geçecek.
Tatile
gidince geçecek.
Okulu bitirdik,
diploma aldık.
İşe girdik,
kartvizit aldık.
Çalıştık,
para kazandık.
Taşındık, araba aldık. Çalıştık,
eve yeni eşyalar aldık.
Tatile gittik.
Dans ettik.
Terfi ettik.
Kartviziti değiştirdik. Daha çok çalıştık.
Daha çok para kazandık.
Çalıştık, çalıştık. Geçmedi.
"Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de
"Sevgilimiz olunca geçecek"
dedik.
"Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız."
Beklemeye başladık.
Derken,
biri çıktı karşımıza.
Âşık olduk.
Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü,
daha güzel,
daha akıllı biri.
Hesap cüzdanları, kartvizitler,
hatta ilaçlar
bile böyle
hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük
sevgi ve hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde
Tanrı' yı gördük.
Işığı gördük.
"Tünelin ucundaki
ışık bu olmalı"
diye düşündük
"kurtulduk."
Sonra bir gün,
daha dün bize deli gibi âşık olan insan
çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini
söyledi.
Ya da başka birine âşık olduğunu söyledi.
Ya da daha kötüsü,
başka birine âşık oldu
ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından,
sevişmemesine bahane bulmak zorunda
kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden
anladık,
bir terslik olduğunu.....
Belki de sevmekten
vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
Fark etmez.
Sonuçta aşk bitti.
Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız.
Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık,
eksiğin ne olduğunu bulamadık.
Hâlbuki her şeyi denedik, her yere baktık.
Öyle mi?
Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık.
Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı
olabileceğini
akıl etmedik.
Birilerini sevdik,
birileri bizi sevsin diye uğraştık ama
kendimizi
sevmedik.
Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik.
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk?
Canımız yanmasın diye duvarların ardına
saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık?
Terk edilmekten
korkar mıydık?
Asıl eksiklik,
eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik,
çareyi başkasında aramaktı.
Hayatin matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir
etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
mutlu olamıyor.
"Herkes beni sevsin"
diye uğraşınca
kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine
şart koyuyor,
sınır koyuyor.
Oysa
"kendime duyduğum sevgi
bana yeter"
diye düşününce,
kendimizi olduğumuz gibi
kabullenince
yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor.
İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor.
İşte o
zaman başka 'bir'iyle bir araya gelerek, hesabın
kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir
sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor...

click to comment

SÖZLER